Yazan Burcu Oylan on 5th Ocak 2010

Kenya, Safari ve Fotoğraf

Taaa gecen Haziran’da Ankara’da bir aksam yemekte aklima dusmustu Kenya. Daha dogrusu dusurulmustu. Kenya, Safari ve Fotograf.  Gayet ilgimi cekecek bir uclu…Olur olmaz derken bir baktim ucaktayim..

Kenyanin resmi dili ingilizce. Ancak Swahili dili de oldukca yaygin olarak kullaniliyor.

Bu bir safari ve fotograf turu aslinda… Sadece vahsi doganin icinde seyirci olmakla kalmiyor , ayni zamanda fotograflarini da cekiyoruz.
1.Gun

Naivasha golu, Nakuru Milli Parki

Istanbul’dan  3 saat rotarli kalkiyoruz. Nairobi’ye vardigimizda sabah 5.30’du. Kenya vizesi ulkeye giriste aliniyor. Vize islemlerimizi halledip, bavullarimizi aliyor ve cikisa dogru yuruyoruz.
Disarida 5 gun boyunca beraber olacagimiz rehber ve ayni zamanda sofor olan Peter ve Mike ve modifiye minibuslerimiz bizi bekliyor. Modifiye minibus ile kastettigim yukari dogru acilan bir tavani olan, kenarina fasulye torbalarimizi koyup fotograflarimizi rahatca cekebildigimiz bir minibus. Fasulye torbasi sayesinde makinanizi sabitleyebiliyorsunuz, bir nevi tripod gorevi goruyor… Dogada cok kullanilan bir yontem.

Sadece bir dus ve kahvalti icin vaktimizin oldugu Jacaranda oteline dogru giderken bir minibuse esyalari koyuyor, bir minibuse de hep beraber biniyoruz. Bu grubun ilk ve son hepberaber yolculugu. Cunku bundan sonra her bir minibuste 3’er kisi olacak sekilde seyahat ediyoruz. Otelde yaklasik 2 saatimiz var. Biraz dinlendikten sonra hep beraber kahvaltimizi yapiyoruz. İlk hedefimiz Rift Valley sinirlari icinde yer alan  Naivasha golune  dogru yola koyuluyoruz. Naivasha golu 1937 – 1950 yillari arasinda Kenya’nin ana havaalani olarak kullanilmis. Gunumuzde ise Kenya’nin sayfiye yeri olarak kullaniliyor. Naivasha golu ayni zamanda Kenya’nin ekonomisinde buyuk yer tutan kesme cicek pazarinin da merkezi konumunda. Naivasha golunde balik kartallarini gorme ve fotograflama imkani buluyoruz. Naivasha Country Club’in kapisina geldigimizde guleryuzlu personel bizi karsiliyor. Ve Jambo ! (Cambo diye okunuyor) Yaklasik 1 hafta boyunca surekli duyacagimiz bir kelime olan Jambo; Swahili dilinde Merhaba anlamina geliyor. Turistler de birbirlerine jambo diyorlar .  Tesisin kapisindan iceri girdigimizde enfes bir bahce bizi karsiliyor. Giriste uzerinde pembe cicekleri olan kocaman bir agac var. Kocaman yesil alana serpilmis masalar ve sandalyeler cok davetkar. Gole dogru akasya agaclarinin arasindan bir yol uzaniyor. Biz bahcenin buyusune kapiliyoruz. Bahcenin biraz sonra davet baslayacakmis ve her taraftan ingiliz soylulari cikacakmis  gibi bir havasi var. Ahsap iskeleden gole dogru yurumeye basliyoruz.. Agaclarda maymunlar bizi karsiliyor. Ve de super kuslar.. Grubumuzda iki kus fotografcisi oldugu icin hemen ilgimizi cekiyor. Buyuk yalicapkini, karabatak, nil kazi,sigircik gordugumuz kuslar arasinda. Golde kaya gibi duran cikintinin hareketlenmesiyle beraber suaygirlarini goruyoruz.  Bizi bekleyen botlara binerek golde turlamaya basliyoruz. Once golde bir tur atip, sonra balik kartallarinin bolgesine dogru ilerliyoruz. Balik kartallari keskin gozleri sayesinde goldeki baliklari avlayarak besleniyorlar. Hepsinin bir bolgesi var ve  birbirlerinin bolgelerine girmiyorlar. Ayrica cift olarak yasiyorlar. Biz de balik kartallarinin avlanma sahnesinin fotograflarini cektikten sonra golde bir tur daha atarak kiyiya cikiyoruz. Simdi rotamiz yine Rift Valley sinirlari icinde kalan Nakuru milli parki. Yaklasik 1 saat yolumuz var. Konaklayacagimiz tesis Nakuru Milli Parkinin icinde kalan Sarova Lion Lodge Hotel… Otelin cevresi parkin icinde bulunan hayvanlarin girisini engellemek adina dikenli tellerle cevrili. Yine “jambo” diyen guleryuzlu gorevliler karsiliyor. Odalar bir bahcenin icinde yanyana bungalovlardan olusuyor. Yataklarin uzerinde sivrisineklerden korunmak amacli cibinlik var. Gittigimiz bolgede yaygin olmasa da Afrika’da halen sıtma goruluyor. Otele vardigimizda ogle yemegi servisinin son 10 dakikasiydi. Hemen yemeklerimizi yiyoruz ve ilk safari icin haziriz. Parklarda safari sabah gundogumundan aksam gunbatimina kadar yapilabiliyor. Gunes dogmadan cikamadiginiz gibi gunes batmadan da tesise giris yapmak zorundasiniz. Ilk  safarimiz yaklasik 3 saat suruyor. Parka ciktiktan sonra ilk gordugumuz hayvan siyah gergedan. Beyaz gergedana gore gorece daha ufak ve daha nadir gorulen bir tur. Geziye guzel basliyoruz J Yolumuza devam ettikce impala, ceylan, yaban domuzu, zebra, maymun, beyaz gergedan, babun, zurafa goruyoruz.

Sig sularda yasayan, uzun boyunlu, uzun bacakli su kuslari, flamingolarin oldugu sulak bolgeye dogru yola koyuluyoruz. Yolda bir bufalo surusune rastliyoruz. Cok sevimli hayvanlar. Sanki saclarini ortadan ayirmis ve yanlara yukari dogru jolelemis gibiler. Bir tanesinin boynuzu kirilmis ve kirmizi gagali oxpecker kusu boynuzun uzerinde tahminimce yarayi iyilestirmek icin emiyor. Enfes bir manzara, evrenin sasmaz duzeni… Daha sonra flamingolarin oldugu yere geliyoruz. Tum gezi boyunca park sinirlari icerisinde toplam 3 kere arabadan iniyoruz. Birincisi burasi. Flamingolari fotograflamak icin arabalardan iniyoruz. Cok zarif hayvanlar. Flamingolarin tuylerindeki kirmizi renk tonlari yedikleri yiyeceklerdeki karotin miktarina gore degisiyor. Tam biz onlari fotograflarken rehber- soforumuz Peter hadi gidelim flamingolara sonra yine geliriz, size birseyler gostermek istiyorum diyor. Arabaya atliyor, son surat yola koyuluyoruz. Bir taraftan merak ediyor, bir taraftan da heyecani kacmasin diye sormuyoruz. Calilik bir yere geliyoruz. İmpala avlamis bir leoparin oldugu soyleniyor. Calilarin arasinda impalayi goruyoruz. Boynu arkaya kivrilmis oylece yatiyor. Leopar bize yuzunu gostermemekte israrli. Avina da tenezzul etmiyor. Calilarin arasinda bekliyor. Leoparin inanilmaz bir sekilde kamufle olabildigini gitmeden konusmustuk, ancak gozlerimle gorunce inancim iyice pekisiyor. Zira leopari cok zor secebiliyoruz.  Normalde leoparlar avlarini agaca cikarip orada yiyorlar. Burada durum enteresan. O calilarin arkasinda, biz yolda bir sure bekliyoruz. Ancak hava karariyor ve otele geri donuyoruz. Burada daha onceden de duydugum bir durum ilgimi cekiyor. Herkes birbirine karsi cok saygili. Fotografi ceken ya da hayvani goruntuleyen arabalar sirayla cekiliyorlar. Buradaki insanlar en buyuk gelir kaynaklari olan turizmi guzel bir sekilde yasatiyorlar. Dogaya karsi son derece korumacilar, hizmette son derece guleryuzluler. Daha ne olsun? Otele donuyoruz. Dus, yemek, fotograflarin degerlendirilmesi ve yatis.. Sabah 6.15 safari icin teker doner J

2.gun

Nakuru Milli Parki

Seyahatimiz suresince bize eslik eden sofor-rehberlerimiz yorenin insani olmalarindan da kaynakli olarak cogu zaman bizi yonlendiriyorlar. O sabah da ayni sey oluyor. Bizim arabanin soforu Peter oncelikle leoparin avinin oldugu yere gitmeyi oneriyor. Avini aksam yemeyecegini ve sabahtan oraya gelecegini dusunuyor. Tabii ki onu dinliyoruz, gerci baska sansimiz da yokJ  Son surat leoparin oraya gidiyoruz. Baktik avi duruyor. Hatta ufak bir av daha duruyor. Beklemeye basliyoruz. Leopardan ses yok. O sirada bir cakal geliyor. Cok cok sevimli bir hayvan. Gerci gezi boyunca sanirim “ay ne seker, oy cok sevimli” demedigim hayvan kalmiyor. Koca gergedanlar, filler, cakal, sirtlan, leopar,aslan hepsi buna dahil. Cakal, “cakal” lafini hakediyor. Once yolun ortasinda duruyor, sevimli sevimli bize bakiyor. Sonra caliligin icine girerek yoluna devam ediyor. Leopar ortalarda gorunmeyince biz de cikarip kahvaltimizi yapmaya basliyoruz. Safari yaptigimiz 5 gun boyunca her gun arazide kahvalti ve ogle yemegimizi yedik. Bir tek son gun otelde kahvaltimizi yapip ciktik.  Bu arada diger arac da geliyor. Melih bizim arabadan diger arabanin soforu Mike’a “nerde leopar? Gosteremedin bize leopari.” gibilerinden takiliyor. Mike da “cagirayim. Gel leopar” diyor. O sirada bizim arabadan, Gunes’ten bir ciglik “Leopar geldi!”. Hemen makinalari aliyor, fotograflari cekmeye basliyoruz. Daha dogrusu cekmeye calismaya basliyoruz. Leopar calilarin arasindan zar zor gorunuyor. Avini alip yemeye basliyor. Elimizden geldigi kadariyla fotografliyoruz. Orada en az 2 saat kaliyoruz. Daha sonra yolumuza devam ediyoruz. Siradaki atraksiyon uzakta selamlasan iki zurafa. 2 zurafa adeta senkronize bir sekilde dansediyorlar. Once karsilikli duruyor, sonra birbirlerine dogru ilerliyorlar, daha sonra da capraz bir sekilde yer degistiriyorlar. Hareketleri cok uyumlu. Zurafalardan sonra bizi bekleyenler yollardaki kuslar. Kenya’da kuslarin guzelligini kesfettim. O renkler, o zerafet, o durus… Ne kadar guzel yaratiklar. O zerafetleri, her birinin ayri guzelligi beni buyuluyor. Daha sonra yakinimizda bir zurafa surusu beliriyor. Uzun boyunlariyla agaclarin tepesinden otlari afiyetle mideye indiriyorlar. Arada bir donup uzun sevimli kirpiklerini kirparak bize dogru bakiyorlar. Yol uzerinde genis bir alana yayilmis bir babun surusune rastliyoruz. Bir tanesi aracin yakinina kadar geliyor. Bir tasin ustune cikti oturuyor ve bize dogru bakiyor. Sonra oturup bitlerini ayiklamaya basliyor . Oradaki maymunlar tam maymunluk yapiyorlar. Bir yavru maymun oradan oraya kosturuyor, annesi onu toplamaya calisiyor, baska birisi onu kovaliyor. Tam bir senlikti. Fotograf cekmeyi birakip seyrediyoruz. Cok sekerlerdi tabii ki! J Daha sonra karsimiza bir beyaz gergedan ailesi cikiyor. Uzakta bir agacin altina yayilmis dinleniyorlar. Sirada yol kenarinda dinlenen zebralar var. Cok guzel hayvanlar. O kadar yakinlar ki kadraja sigdirmakta zorlaniyoruz. Birinin kafasini tam olarak sigdirabildimJ  Tam o sirada agacta bir aslan goruldugu haberi geliyor. Hooop son surat aslana dogru yola koyuluyoruz. Kenya’da en cok sevdigim anlardan biri de o son surat gidislerde arabanin tepesinde hissettigim ruzgar. Nasil ozgur, nasil guzel, nasil dogal…Sanki ucuyormusum gibi hissediyordum.  Bir akasya agacinin uzerine yayilmis aslan zar zor seciliyor. Butun hayvanlar inanilmaz bir sekilde kamufle oluyorlar. Cok zor goruyorsunuz. Bugunun slogani;  Yerdeki Leopar, Agactaki Aslan. Cunku normal sartlar altinda leopar agacta , aslan da yerde oluyor. Bugun tam tersi. Bu slogan da Mike’a ait. J  Aksam gun batimindan sonra otele donuyor ve otelde dans eden masai yerlilerini seyrediyoruz. Burada kaldigimiz otelden bahsedeyim biraz. Mara Sarova Luxury Tented Camp. Bu sefer odalarimiz biraz farkli. Odalar cadir seklinde, kapi yerine fermuar var. Ancak bunun yaninda betondan yapilmis bir banyo ve tuvalet var. Catisi da ahsap. Bu sekilde tam anlamiyla dogada kaldiginizi hissediyorsunuz. Disaridan sesler geliyor. Hafif urkutucu de oluyor haniJ Gonul rahatligiyla simdiye kadar kaldigim en guzel ve en romantik bungalov diyebilirim, diyorum J iceri giriyoruz, solda bir sandik var. İcine esyalarinizi rahatca koyabilirsiniz. Hemen karsinizda yatak, arkasinda da banyo ve tuvalet var. Bayildim buraya. Umarim burada ilerde daha uzun sure konaklamak icin de gelebilirim. Gunun yorgunlugundan sonra yataga giriyoruz. Aman tanrim o da ne! Ayagima bir sicaklik geliyor. Iste o an hatirliyorum. Burada yatagin icine termofor(sicak su torbasi) koyuyorlar. Bu sekilde sicacik oluyor. Cok sevdim termoforu J Misil misil uyuyoruz tabii ki.

3.gun

Bush Breakfast, Aslan Avı, Leopar, Mara Nehri Yuruyusu

Masai Mara

Sabah 6.15’te hareket ediyoruz. Otelden cikar cikmaz bir aslan goruyoruz. Daha sonra 3 aslan oldugunu farkediyoruz. Ve ilerde bir av oldugunu. Sanirim aslanlar avlanmislardi. Sagimiza dogru baktigimda sirtlan surusunun ava dogru hamle yaptigini farkediyoruz. Arslanlar avi ne birakiyorlar, ne yiyorlar. Sirtlanlar surekli ava dogru gidip geliyorlar. Tam yaklasiyorlar , aslanlardan bir atak. Hoop geri cekiliyorlar. Bu arada aslanlari duyan 10-15 tane araba aninda olay yerine geliyor. Aslanlardan biri avdan bir parca yiyor. Digeri biraz daha uzakta bekliyor. Sonra aslanlar vazgecip uzaklasmaya basliyorlar. Bekleyen arabalarin arasindan salina salina gecip uzaklasiyorlar.  Avi sirtlanlara birakiyorlar. Bunu goren sirtlanlar suru halinde avin basina geliyorlar. Bir yandan yiyor, bir yandan da etrafa bakiyorlar. Les yiyen marabu leylekleri de etrafta ucarak sanki yemek icin siralarini bekliyorlar. Bu arada bir cakal geliyor ve bir yandan yemeye basliyor. Cakaalll lafini hakediyorJ  Daha sonra sirtlanlari avin basinda birakarak uzaklasiyoruz. Yolumuza bir fil cikiyor. Tam bizim arabanin onunden gecerek yoluna devam ediyor. Daha sonra bir fil surusuyle karsilasiyoruz. Ailece gezintiye cikmislar. Yavru fili anne ya da baba fil hortumuyla itiyor, yoluna devam etmesini sagliyor. Onumuzden salina salina gecip yollarina devam ediyorlar. Gunular kosarak onumuzden geciyorlar.. Goc zamani olmadigi icin cok fazla gunu goremiyoruz. Bugunun esas surprizi Bush Breakfast. Tek bildigimiz arazide kahvalti yapacagimiz. Baska bir sey bilmiyoruz, sormuyoruz da. Surprizi kacmasin. Evet arazide kahvalti yapacagiz. Arslanlarin,fillerin, zurafalarin, sirtlanlarin gezdigi arazide. Arazinin gorece daha aciklik bir yerine dogru gidiyoruz. Bush breakfastin yapilacagi yere dogru yaklasiyoruz. Uzaktan bir kalabalik farkediliyor. Ve geldik! Aman tanrim!!! Arazinin ortasinda beyaz ortulu bir masa ve sogutulmus sampanyamiz bizi bekliyor! Hayvanlarin gelmesi ihtimaline karsi iki tane silahli gorevli ve iki otel gorevlisi de orada bulunuyor. Masadan daha uzak bir tarafa da seyyar bir tuvalet var.  İki garson, bir asci servis icin buradalar. Diger arac da geldikten sonra hep beraber once sampanya kadehlerimizi kaldiriyoruz. Bir tarafta da acik bufe kahvaltimiz hazir. Bir yandan krepler yapiliyordu. Omletlerimizi ve kreplerimizi alip sofraya oturuyoruz. Gercekten de arazinin ortasinda bir kahvalti sofrasi, saka gibi. Kendimi filmde gibi hissettigim yerlerden biri de burasiydi. Arazinin ortasindasiniz. Az evvel arslan, bufalo gormussunuz. Sonra ayni topraklar uzerinde beyaz masa ortulu bir sofrada kahvalti yapiyorsunuz. Ustelik sampanyada var. İngiliz asilzadesi mi desem, hollywood unlusu mu desem, ne desem bilemedim. Sozun bittigi yer….

Kahvaltidan sonra tekrar yola koyuluyoruz.

Peter yine deli gibi surmeye basliyor. Acaba nereye gidiyoruz? Bazen heyecan olsun diye sormuyoruz. Aramizda tahminlerde bulunuyoruz. Ve bir  koseye variyoruz. Bir agac ve uzerinde bir leopar var!!! Normal sartlar altinda leopar Big 5 denen bes buyuk hayvandan en zor goruleni. Ancak biz super sansli bir ekibiz. Nerdeyse her gun leopar goruyoruz. Yerde, agacta, avini yerken.. Daha nolsun? Leopar bu sefer agacin dallarinda yatiyor. Tabii ki bir cok arac da orada.. Tekrar fotograflarini cekiyoruz. Sanirim bu sefer leoparla aramizda 10 metre filan var. İlk gittigimizde uyuyordu. Sonra uyaniyor, esniyor, geriniyor ve tabii ki bol fotograf…. Ve tipik hareket. Agactan inme, salina salina, sanki biz orada yokmusuz gibi araclarin arasindan gecip caliligin arasinda kayboluyor. Bu da cok enteresandi. Hayvanlarin bizi hic bir sekilde kaale almamalari. Denilene gore bu hayvanlarin cogu dogdugunda safari arabalari da orada oldugundan bu arabalari da doganin bir parcasi zannediyor ve tepki vermiyorlar.  

Bugun cok hareketli bir gun. Mara nehri kiyisinda yuruyus var. Agustos ayindaki buyuk goc sirasinda hayvanlarin gecis yaptigi Mara nehri.. Mara nehrinde bize silahli bir asker eslik ediyor. Pesine takilarak nehrin kiyisina iniyoruz. Once bize nehrin karsi kiyisinda yatan su aygirlarini gosteriyor. Hepsi yanyana siralanmis uyuyorlar. Yavru olan bir tanesi de sanki gulumsuyor gibi duruyor. Bu arada bu sevimli gorunumlerinin yanisira en cok insan olduren hayvanlar suaygirlari. Su ile aralarina birsey girmesine tahammul edemedikleri icin suda gorduklerini olduruyorlarmis. Yolumuza devam ediyoruz. Bu arada Kenya’da insanlar cok rahat. Bizi gezdiren asker simdi yuzucez, mayolarinizi getirdiniz mi gibi laf atiyor. Biz de e tabii onun icin geldik diye olayi uzatiyoruz J Karsi kiyida bir timsah uzanmis yatiyor. Nehir kiyisinda yaklasik 1 saat yuruyus yapiyor, fotograf cekiyoruz. Daha sonra vervet maymunlariyla beraber ogle yemegimizi yemek uzere arabalarimiza binip hareket ediyoruz. Mara nehrinin biraz ilerisinde bir kopruden gecip bol maymun bulunan piknik alaninda ogle yemegimizi yiyoruz. Kumanyalarimizi acip yemeye basliyoruz. Bizi dikkatli olmamiz konusunda uyaran Mike’in yemegini bir maymun kapinca hep beraber guluyoruz. Bu arada maymunlar kapali olan kutuyu acip icinden yemegi aliyorlar. Tam maymun! Karnimizi doyurup yola koyuluyoruz… Tam arabaya bindigimiz esnada kiyida bir nil varani goruyoruz. Bir nevi surungen. Yaklasik 1.5metre boyunda , mavi catalli bir dili var.

Daha sonra gunbatimina kadar tekrar dolasiyoruz. Guzel bir gunbatimi fotografi cekmek icin yer bakiyoruz. Bir yer buluyoruz. Melih’in sesi. Ayarlarinizi yapin. Perde hizina dikkat edin. İso’ya dikkat ettiniz mi? Cektiginiz fotograflara bakin.. Gun batimi fotograflarimizi cektikten sonra yorgun ama keyifli bir gunun ardindan tekrar otelimize variyoruz. Dus, yemek, ve aksam fotograflara bakis , mini dersler , ve yatis.. bakalim yarin bizi neler bekliyor….

4. Gun

Av gunu, Masai yerlileri

Gunumuze fillerle basliyoruz. Artik o kadar asinayiz ki… kalkip fotograflarini cekiyoruz. Eee baska dedik ve yola devamJ Devekuslarini goruyoruz. Bugunun olaylarindan biri gordugumuz cakallar…Iki cakalin avladiklari bir impalayi yemeye calistiklarini farkediyoruz. Once ikisi cekisiyor. Daha sonra avi ikiye bolup tasimaya basliyorlar. Oradan makinamiza guzel kareler takiliyor… Bugunku programimizda bir Masai koyu ziyareti var. Masai koyune dogru yola cikiyoruz. Masai koyunde bizi sefin oglu karsiliyor. Ingilizce konusuyor. Bizimle kendisinin ilgilenecegini soyluyor, hepimizle tek tek tanisiyor. Sefin oglu ve biz koye dogru yaklasiyoruz. Koy milli park sinirlarinin disinda konumlaniyor. Cevresi hayvanlarin saldirisina karsi otlarla cevrili durumda. Koyluler hayvancilikla ve sattiklari hediyelik esyalarla hayatlarini idame ettirmeye calisiyorlar. Koyun icine giriyoruz. Cevresinde evler ve ortada bir alan var. Kadinlar, cocuklar, adamlar hepsi bir arada. Koyun kadinlari bizim icin bir dans gosterisi yapacaklar. Sefin oglu gruptaki kadinlarin da dansa katilmalarini istiyor. Hadi bakalim Masai yerlileriyle beraber dugun dansina J hep beraber dans ediyoruz. Daha cok tekduze bir ses tonuyla yuruyus gibi yapilan bir dans bu. Simdi sira koyun erkeklerinde. Tabii ki bizim grubun da erkeklerinde. Bizim gruptaki erkekler ellerinde mizraklar, uzerlerinde yerli kiyafetleriyle cok guzel zipliyorlar J   Onlarin dansi biraz daha farkli. O vahsi sesleri cikariyorlar, daha hareketli bir dans. Ve sonunda da zipliyorlar. Ne kadar yukari ziplarsa o kadar cok kadin alabiliyorlar.  Masai yerlileri cok esli. Bizim gruptaki erkeklere sorup bir esleri oldugunu ogrendiklerinde onlar icin uzuluyor ve es sayilarini az buluyorlar J  Danstan sonra bizim icin eski usulde ates yakiyorlar. Yani elleriyle bir sopayi isitarak. Sirayla sopayi elleriyle cevirerek atesi yakiyorlar. Yandigini bize ispat etmek icin de bir tutam otu tutusturuyorlar.  Daha sonra bizi evlerininin icine goturuyorlar. Iceriye ancak basimizi egerek girebiliyoruz. Evleri bir oda bir de giris gibi bir yerden olusuyor. Oldukca ufak. İceride sadece yerde iki yatak var. Ortada bir ocak. Ufacik bir pencere.icerisi oldukca karanlik. Pencerenin ufak olmasinin nedeni ; sivrisineklerden korunmak. Evin ici heralde 3-5 metrekaredir. Daha sonra koylulerin bizim icin koyun hemen yaninda kurduklari pazara gidiyoruz. Kendi yaptiklari incik boncuk, maske gibi seyler satiyorlar. Bir ara sanirim cevremde 10-15 tane yerli vardiJ)) Daha sonra koyun hemen yakinindaki Oloolaimutia ilkokulunu ziyarete gidiyoruz. Tam ogle saati. Cocuklar disarda toplanmis yemeklerin dagitilmasini bekliyorlar. Siniflari gezip ogretmenlerle konusuyoruz. Ve arabalarimiza binip tekrar parka dogru yola koyuluyoruz. Koy ziyaretinden sonra hepimiz ne kadar sansli oldugumuzu dusunuyoruz. Ne kadar farkli yasamlar oldugunu. Bambaska yasamlar.. Ancak onlar da oyle mutlular… Cok cok degisik bir tecrubeydi. Kendimi, dunyayi, yasami, adaleti bir cok seyi sorguluyorum…

Sira citalarda…bir cita avi gormek istiyoruz… Citalarin oldugu yere dogru geliyoruz… iki tane cita orada. Yasasin!! Bir genc bir de eriskin cita. Eriskin olanlar avlaniyorlarmis. Genc olan ise ogreniyor. İlerde bir antilop surusu duruyor. Bizim citalar da sanki biz orada yokmusuz gibi pur dikkat suruyu takip ediyorlar. Citalarin avlanmak icin cok kisa bir sureleri var. Vucut isilari cok kisa surede yukseldigi icin cok kisa sureli cok hizli kosabiliyorlar. Bu yuzden gercekten dogru anda dogru hareketi yapmak durumundalar. “Doğada hayvanlar yaptiklari isi mukemmel yapmak zorundalar. Aksi takdirde yasamlarini surduremezler.” Cok dogru. Bizim citalar bir sure sonra suruye dogru bir hamle yapiyorlar. Ancak suru bunu farkedip kosarak uzaklasiyor. Daha sonra eriskin iki antilop geliyor. Genc cita geride kaliyor. Eriskin cita calilarin arasina saklanarak antiloplara dogru yaklasiyor. Antiloplar da kosarak uzaklasiyor. Bu sefer de basarisiz olan citalar bir agacin golgesine gecerek oturuyorlar.Uzanip uyuklamaya basliyorlar. Biz de onlari beklerken ogle yemegimizi yemeye basliyoruz. Yemeklerimizi bitirdik, baktik hala bir hareket yok. Biz de baska ufuklara dogru hareket ediyoruz. Bu arada citalar av yaparken cevremizde tam 21 tane zurafa durmus bizi seyrediyor. Cok enteresan bir goruntuydu.

Bu sefer de golgede yatan 3 disi aslana rastliyoruz. Avlanmislar, avlarini yiyorlar. Normalde disi aslanlar avlaniyor, avladiklari hayvani erkek aslana getiriyorlar. Bu sefer enteresandi disi aslan yemegini yiyordu. Eti once yaliyor, sonra bir guzel midesine indiriyor…

Dolasirken bir anda Peter yine hizlaniyor. Bakalim bu sefer ne var? Bir bakiyoruz ki leopar !!! Evet her gun goruyoruz ama yine cekmeye doyamiyoruz. Bir agacin tepesinde. Sanki bize poz veriyor. Biblo gibi duruyor. Cok guzel bir hayvan.  Kah sagindan kah solundan her acidan fotografladiktan sonra gun batimi fotograflarimizi cekmek ve otelimize donmek icin yola koyuluyoruz. Bir agacin altinda bir erkek aslan goruyoruz. Agacin dibine nasil da guzel oturmus. Bir yandan gunesin biraz daha inmesini bekliyoruz. Bir yandan aslanin fotograflarini cekiyoruz. Bu sirada gun batmaya basliyor. Bir aslani, bir gunbatimini fotografliyoruz… ve otele donus….

5.gun

Gunes Tutulmasi, Leylak goguslu gokkuzgun , Cok yakindan aslan cekimleri , super yakin gergedan ve Carnivore ET lokantasi J

Masai Mara, Nairobi

Bugun Masai Mara’da, Kenya’da son gunumuz. Bu kadar cabuk gectigine inanmak istemiyorum. Oglen 2’ye kadar safari var. Ondan sonra yola koyuluyoruz. Esyalarimizi aksamdan toplamistik. Sabah her zamanki gibi cok hizli bir sekilde hazirlaniyor, kahve icmek ve kurabiye yemek icin resepsiyonun orada bulusuyoruz. Yaklasik 15 dakikalik atistirmadan sonra safariye cikiyoruz. Bu sefer cikar cikmaz bizi bir yali capkini karsiliyor. Yolumuza devam ederken bir fil surusuyle karsilasiyoruz. Hep beraber neseyle (yuz ifadeleri guler gibi tum hayvanlarin) otluyor, selamlasiyorlar. İki fil karsilikli gecmis hortumlarini birbirlerine doluyorlar. Ayy ne romantik derken Peter fillerin bu sekilde selamlastigini soyluyor. Gitti benim romantizm! Tam o sirada gunes tutulmasi oldugunu farkediyoruz. Hemen makinalari fillerden gunese dogru ceviriyor, vizorden bakmadan fotograf cekmeye basliyoruz. Tam gunes tutulmasini yakalayamasak da bir iki kare cekiyoruz. Sanirim bugun kuslarin gunu..Buyuk orumcek kusunu goruyoruz. Sonra bir cesit aynak kusu.. Daha sonra da bize olanca guzelligiyle poz veren bir leylak goguslu gokkuzgun. 3-4 metreye kadar yaklastik. Kus kacmadigi gibi bir oraya bir buraya donuyor. Isik da cok guzel. Fotograflamaya doyamiyoruz. Bu kusun renkleri muhtesem! Turumuza devam ederken anliyoruz ki bugun bizim sansli gunumuz. Cunku 5-6 tane disi aslan bir caliligin golgesinde uzaniyor. Calilik da yola yakinda. Bu vesileyle biz de 4-5 metre yakinlarina kadar girebiliyoruz. Aslan kafasini kaldiriyor, goz goze geliyoruz ve fotografini cekiyorum. Superdi! Bu kadar yakininda olmak cok guzel… Artik yavas yavas donus yoluna geciyoruz. Yolda impala ve bufalo suruleriyle karsilasiyoruz. Daha sonra biraz uzagimizdan bir siyah gergedan ailesi geciyor. İleriye dogru gidiyorlar. Gergedanlar guzel bir surpriz oldu diye dusunurken yolun kenarinda kocaman bir siyah gergedan belirmesin mi? Ve bize dogru geliyor. Peter arabayi durduruyor ancak motoru durdurmuyor. Normalde biz fotograf cekecegimiz zaman motoru mutlaka durdurur. Bu sefer hayvanin cok tehlikeli oldugunu ve motoru durduramayacagini belirtiyor. Her ihtimale karsi J Biz de motor calisirken fotograflarini cekiyoruz. Hatta o kadar yakindi ki kadraja sigmiyor. Sonra calilarin arasinda  zigzaglar cizerek bizden uzaklasiyor. Son gordugumuz hayvan bu kadar yakinimiza gelerek adeta bize hoscakal diyor.Nairobiye dogru yola koyuluyoruz. Yaklasik 5 saatlik yolumuz var. Hedefimiz Nairobi’deki dunyaca unlu Carnivore et lokantasi. Carnivore’da  masanizin uzerine soslarin oldugu bir tabak getiriyorlar. Uzerinde de bir bayrak. Bu bayragi indirmediginiz surece surekli bir et servisi yapiliyor. Garsonlarin elinde bir sis, sise gecirilmis ve pisirilmis cesitli hayvanlar. Dana, kuzu, hindi gibi etlerin yanisira timsah, devekusu gibi ilginc etler de var. Bu arada Kenya’da ilginc bir adet var. Buyuk restoran ve otellerde masanizda birinin dogumgunuyse hep beraber masaniza gelip “jambo” sarkisini soyluyorlar. Sahane bir sarki, pek sevdim. Soyleyip duruyorum J Linkini eke de koydum. Keyifle dinleyebilirsiniz. Carnivore’da yemeklerimizi yedikten havaalanina dogru yola koyuluyoruz.

Havaalaninda cikista gorevli kac gun kaldigimi sordu. 5 dedim. Begendiniz mi dedi. Evet, tekrar gelecegim dedim. O zaman gitmeyin, dedi. Kapatti pasaportu koydu kenara. E gideyim ki tekrar gelirim dedim. Yok yok gelmisken kalin dedi. Neyse kendisini ikna ettikten ve de benden tekrar gelecegime dair soz aldiktan sonra pasaportuma cikis damgasini vurdu. Daha sonra ucaga binis ve istanbul’a varis…

Kenya… Simdiye kadar yaptigim seyahatler icinde en farkli olanlardandi.. Vahsi doganin icinde , vahsi hayvanlara bu kadar yakin olabilmek muhtesem bir duyguydu. Her gun 12 saat fotografla gecti. O da ayri bir guzellikti. Tum hayvanlar ayri ayri cok guzeldi. Evrendeki muthis duzene bir kez daha sahit oldum..

Kusursuz ve harika organizasyon icin Ecologic Travel’in sahibi Burak’a, her tur sorumuzu bikmadan cevaplayan ve itinayla anlatan Dijital Akademi’nin sahibi Melih’e bu vesileyle tekrar sonsuz tesekkurler… İkiniz de iyi ki yureginizin sesini dinlemis ve bu islere baslamissiniz. Sayenizde bambaska bir yasami kesfettim.

En kisa surede artik Kenya mi olur, Tanzanya mi , Hindistan mi bilemiyorum ama yine yollara dusuyorum…

Sevgiyle, huzurla kalin…

Gezin saglicakla

Burcu

Ilgili linkler :

http://mwanasimba.online.fr/E_songs_jambo.htm

http://www.dijitalakademi.com/

http://www.ecologic-travel.com/

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Live
  • PDF
  • Twitter
  • Yahoo! Buzz
  • LinkedIn
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Tumblr

Henüz yorum yok!

Yorumlarınızı Yazın