SON YAZILAR

Yazan Burak Dogansoysal on 16/06/2010

KÖKLERLE GÖZ GÖZE…

Milli Park girişinde rehberlerimiz ile yaptığımız hazırlık toplantısının üzerinden tam 4 saat geçti. Önceki gün yağan yağmurun etkisiyle yumuşamış toprak zeminde saatlerdir yürüyor olmanın zorluğu yetmezmiş gibi çoğu zaman rehberlerin yoğun bitki örtüsü içinde palalarıyla açtığı patikalardan eğilip bükülerek geçmek zorunda kalıyoruz. Yürüyüşümüze Volkanlar Milli Parkı (Parc National des Volcans) sınırının yer aldığı 2500 metre yükseklikte başladık, 3000 metreye doğru ilerliyoruz ve irtifadaki artış her geçen dakika nefesimizi biraz daha kesiyor. Bütün bu zorluklara rağmen mis gibi toprak kokusu, aldığımız her nefeste adeta nektarını içimize çektiğimiz çiçekler, yolumuz üzerinde karşılaştığımız onlarca tür kuş ve memeli hedefimize giden yolda bizi motive ediyor.

Hava çok sıcak değil ama yağmur ormanının içi oldukça nemli ve zaman zaman durup dinlenmemiz, özellikle irtifa ile başa çıkabilmek için bolca sıvı tüketmemiz gerekiyor. 8 kişilik ekibimize ikisi silahlı 3 rehber ve eşyalarımıza yardım etmek için de 8 taşıyıcı (porter) eşlik ediyor. Silahlı rehberlerin yanımızda olma sebebi yağmur ormanında yaşayan ve yürüyüşümüz esnasında karşı karşıya gelmek istemeyeceğimiz Afrika orman fili (Loxodonta cyclotis) ve Afrika orman bufalosu (Syncerus caffer nanus) tehlikesine karşi ekibimizi korumak.

DEVAMINI OKU

Yazan Burak Dogansoysal on 03/05/2010

Bulgaristan: Doğu Rodoplar – Akbabalar ve Kurtlar

29.05.2010 – 02.05.2010 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz Bulgaristan: Doğu Rodoplar gezimiz sonuçlandı. Oldukça verimli ve başarılı geçen bu gezimiz fotoğrafçılara yönelik, başta kızıl akbaba olmak üzere çeşitli yırtıcı kuşların ve memelilerin kamuflaj içinden doğal ortamında fotoğraflarının çekildiği bir program. Doğu Rodoplar’da uzun yıllardır sürdürülen doğa koruma projesinin bir ayağı olarak yapılan bu program, Bulgaristan Kuşları Koruma Derneği’nin önderliğinde koruma projelerine fon yaratmak için eko-turizmden faydalanıyor. Turdan elde edilen gelirin tamamı başta kızıl akbaba olmak üzere yırtıcı kuşların korunması için harcanıyor.

Son seyahatimizde 3 fotoğrafçı ile birlikte Doğu Rodoplar’daydık. Tur esnasında Twitter’dan anlık gelişmeleri yayınladık. Tur esnasında takip edemeyenler için başından sonuna yaşadıklarımız, gördüklerimiz kronolojik olarak altta. http://twitter.com/EcologicTravel adresinden Bulgaristan turunun ve daha sonra gerçekleştirilecek diğer turların tweet’lerini takip edebilirsiniz.

DEVAMINI OKU

Yazan Özlem Karacasu on 12/03/2010

Afrika’da Fotoğraf Çekmek…

Afrika’da bulunmak, fotoğraf çekmek bir rüya. Ben bu rüyayı 2008 Haziranında gördüm. İnsanlar rüyalarını yaşarken kontrol edemezler. İçinde kaybolup giderler. Zaman zaman o hisse kapıldım ben Kenya’da.

Yaşadıklarım ve kaçırdıklarımla ilgili ufak tefek tecrübelerimi sizlerle paylaşacağım. Öncelikle yaban hayat fotoğrafçılığı eşsiz bir fotoğrafçılık dalı olmasına karşın koşulları siz belirlemediğiniz için tıpkı diğer belgeseller gibi zor bir dal. Çünkü koşulları siz değil doğa ana belirliyor. Her neyi belgeliyorsanız belgeleyin, o konuda ne kadar çok bilgi sahibi olursanız, o kadar güzel fotoğraflarınız olacaktır. Bir bale gösterisinde dansçıların sizin yakalamak istediğiniz hareketi ne zaman yapacağını bilmeniz ve fotoğraflamanız için o gösteriyi tanıyor olmanız gerekir. Yaban hayat fotoğrafçılığında da çekeceğiniz memelinin/kuşun/kelebeğin davranışları hakkında bilgi sahibi olmanız sizi tesadüfi fotoğraflardan uzaklaştırarak istediğiniz kareleri elde etmenizi sağlayacaktır. Bu anlamda kendi bilgi birikiminizin, rehberinizin ve birlikte fotoğraf çektiğiniz insanların önemi çok büyük. Bunun yanında arazide geçireceğiniz süreyi ne kadar uzatırsanız hayallerinizdeki karelere ulaşabilme imkanınız o kadar artacaktır. Grup olarak önceliklerinizi iyi belirleyip belki de bir daha elinize geçmeyecek bu fırsattan maksimum yararlanmanızı öneririm.

DEVAMINI OKU

Yazan Ece Erdağ on 09/03/2010

HİNDİSTAN: İnsanlar, Yüzler…

İstanbul’a dönüş vakti geldi çattı…  Jorhat Askeri Havaalanı’ndayız. Hava güneşli, nem rahatsız edecek kadar fazla değil. Kaziranga’dan buraya sarsıntılı bir yolculuk sonunda ulaştık. Dört gün önce bizi havaalanından alan, parmakları yüzüklerle dolu aynı adamcağız (Taefek-ul Haq) bizi havaalanına bıraktı. Yanında on dört on beş yaşlarında ufak bir oğlan. Kömür karası gözleri var. Güler yüzlü, dönüş yolunda çantamdaki son çikolatayı uzatıyorum, önce istemiyor mahcup oluyor, sonra alıp yanındaki koltuğa bırakıyor; çikolatayı oradan alıp açıyorum, eline tutuşturuyorum. Kocaman gülümsüyor. Valizlerimizi arabanın üzerindeki havadar bagajdan indirirken gözlerime bakıyor:

“Thank you, madam” diyor. DEVAMINI OKU

Yazan Melih Ozbek on 20/01/2010

Dijital Akademi 2nci Kenya Fotoğraf Atölyesi

10 Ocak 2010 Pazar

Yola çıkarken…

Kenya’ya geçen gidişim üzerine 6 ay geçmiş. Ama gariptir, hafızamdaki görüntüler o kadar berrak ki, sanki geçen hafta gitmiş gibiyim. Geçen gidişimizde daha “turist” havasında gitmiştim, çünkü yanımızda Ecologic Travel’in kurucusu Burak Doğansoysal vardı ve Kenyayı çok iyi tanıyordu. Bu sefer tur lideri olarak gitmem beni biraz heyecanlandırsa da, çok iyi bir gezi olacağını tahmin ediyorum.

Bu sefer bavullarımı hazırlarken geçen seferki gibi orada işe yarayıp yaramadığını bilmediğim ıvır zıvırı almadım. İki orta ağırlıkta bavul, bir tanesi orada günlük hayatı sürdürmek için eşyaların dolu olduğu, diğeri de fotoğraf makinası ve diğer ekipmanların olduğu iki çanta. Fotoğraf çantasını yerleştirirken dikkat ettiğim bir nokta, en az bir makinanın adaptörünü yanıma kabin çantasına alıyorum ki olur da bagaja verdiğim bavul kaybı olursa, hiç olmazsa bir makinayı orada kullanabileyim..

Tur programı

Bu tur geçen turdan biraz daha kısa, tesislerde birer gün daha az geçireceğiz, bu yuzden de iyi planlama yapmak önemli. Turun ana hatlarıyla planı şu şekilde:

DEVAMINI OKU

Yazan Burcu Oylan on 05/01/2010

Kenya, Safari ve Fotoğraf

Taaa gecen Haziran’da Ankara’da bir aksam yemekte aklima dusmustu Kenya. Daha dogrusu dusurulmustu. Kenya, Safari ve Fotograf.  Gayet ilgimi cekecek bir uclu…Olur olmaz derken bir baktim ucaktayim..

Kenyanin resmi dili ingilizce. Ancak Swahili dili de oldukca yaygin olarak kullaniliyor.

Bu bir safari ve fotograf turu aslinda… Sadece vahsi doganin icinde seyirci olmakla kalmiyor , ayni zamanda fotograflarini da cekiyoruz.
1.Gun

Naivasha golu, Nakuru Milli Parki

Istanbul’dan  3 saat rotarli kalkiyoruz. Nairobi’ye vardigimizda sabah 5.30’du. Kenya vizesi ulkeye giriste aliniyor. Vize islemlerimizi halledip, bavullarimizi aliyor ve cikisa dogru yuruyoruz. DEVAMINI OKU

Yazan Burak Dogansoysal on 29/12/2009

Laponya Macerası: Kuzey Işıklarının Peşinde

26.12.2009 – Cumartesi

Uçağımız bugün 10:50’de kalkacağı için ekibimizle 08:50’de havaalanında buluşuyoruz. Check-in işlemlerimizin ardından gümrük kontrolünden geçerek kapımıza gidiyoruz. Uçuşumuz 20 dakika rötarlı kalkıyor ancak havada bu farkı kapatıp Helsinki’ye zamanında iniyoruz. Saat 14:00 sularında Helsinki üzerinde alçalırken kaptanımız hava sıcaklığını -5°C ve hava koşulunu da kar yağışlı olarak bildiriyor. Camdan aşağı baktığımızda karanlığa rağmen pırıl pırıl parlayan, kar altındaki Helsinki yollarını görüyoruz. Helsinki Vantaa Havalimanı’na indikten sonra son derece tenha olan pasaport kontrol noktasından geçip yine son derece rahat olan bagaj alanına geliyoruz. Bagajlarımızı alıp bir kat yukarıdaki iç hatlar terminaline çıkıyoruz. Dış hatlar geliş terminalinin sakinliği burada yok. Kayakları ve snowboardları sırtında 7’den 70’e yüzlerce insan Finlandiya’da iç hat uçan Finnair ve Finncom kontuarlarının önünde kuyruk olmuş sıralarını bekliyor. Bu kalabalığın içinde ne yapacaklarına anlam veremediğimiz bir grup insan var. Sırtlarında kamp çantaları, yanlarında kanoları ve kürekleri check-in için bekliyorlar. Daha sonra uçağımızı beklerken elimize geçen bir Fin dergisinde okuduğumuz yazıda “kış ayları Fin’ler için aktivite zamanıdır, dışarı çıkıp denize girme, yüzme, kürek çekme ve kayak yapma zamanıdır” yazısını okuyunca kanolarıyla bekleyen insanların gerçek birer Fin olduklarını anlıyoruz.
DEVAMINI OKU

Yazan Melih Ozbek on 07/07/2009

Afrika Güncesi – Temmuz 2009

Hazırlık – 7 Temmuz 2009 Çarşamba

Eğer uzun süreli bir geziye gidiyorsanız, daha önce gitmediğiniz bir yerse ve ağırlıklı olarak fotoğraf çekimi yapacaksanız, hazırlanırken her zamankinden daha fazla düşünmeniz gerekir. Öncelikle gideceğiniz yer hakkında bilgi sahibi olmanız gerekir. Kenya söz konusu olduğunda etrafımda daha önce bu geziyi yapmış insanların olması nedeniyle bilgi toplamak konusunda oldukça şanslıydım.

Bilgi sahibi olmaya çalışırken şunu öğrendim ki, size çok bariz ve mantıklı gelen şeyleri bile sormalısınız. Alacağınız cevaplar sizi şaşırtabilir çünkü. Biraz aşağıda ne demek istediğimi göreceksiniz.
DEVAMINI OKU

Yazan Burak Dogansoysal on 05/11/2008

Brezilya: Jaguarın İzinde

Yaklaşık 1 ay süren planlama aşamasından sonra seyahatin bütün detayları ortaya çıkmıştı. Dünyanın en büyük sulak alanı olan Pantanal’da yaşayan, dünyanın en büyük üçüncü kedisi olan jaguarları (Panthera onca) bulmaya çalışacaktık. Hayvanı bulmanın zorluğu ve yaşadığı habitatın fotoğraf için çok uygun olmayışı daha gitmeden bizi düşündürüyordu. Yine de Pantanal gibi muhteşem bir doğa parçasına gidip o havayı koklayacağımız için çok mutlu ve heyecanlıydım.

 İlk uçuşumuz sabah çok erken saatte İspanya’nın başkenti Madrid’e idi. Madrid Barajas Havaalanında kısa bir bekleyişin ardından aktarmamızı yapıp Brezilya’ya hareket ettik ve 12 saatlik uçuşun ardından Güney Amerika kıtasının en kalabalık şehri Sao Paulo’ya indik. Gümrük işlemlerinin ardından Pantanal öncesi son durağımız olan Cuiaba şehrine uçtuk ve yerel rehberimiz tarafından karşılandıktan sonra otelimize yerleştik. Çok yorgunduk ama batıya uçtuğumuz için gün kaybımız olmamıştı ve yola çıktığımız günün akşamı varış noktamızda olmuştuk.
DEVAMINI OKU

Yazan Ahmet Yay on 30/06/2008

Kenya Gezisi Notları: 13 – 23 Haziran 2008

13 Haziran Cuma günü Ankara’dan Özlem Karacasu, Meltem Dönmez ve Mete Dönmez ile birlikte İstanbul’a uçtuk. Orada Burak Doğansoysal ve Kerem Araç’ın da katılımı ile ekip tamamlandı. Artık Kenya’yı fethetmeye hazırdık.

 Emirates Havayolları ile önce Dubai’ye uçtuk. Dubai’ye sabaha karşı vardık. Otele transfer olup, dinlendik. Sonra yine Dubai’den uçarak, Nairobi’ye geldik. Havaalanında bizi Peter karşıladı. 10 gün boyunca neredeyse günün 12 saatini içinde geçireceğimiz her işe yarar aracı ile bizleri alıp, kalacağımız otele götürdü. Kısa bir dinlenme ve hazırlıktan sonra, Ulusal Müze’yi gezdik. Orada bulunan doldurulmuş hayvanları gördükçe heyecanımız arttı. Safariye çıkmadan, müzede de olsa Big Five’ı görmüş olduk. Pek çok kuş türünü orada da görme şansımız oldu. Tabi yine doldurulmuş olarak. Hatta Yılanboyun önünde Burak’ın fotoğraflarını çektim. Melih Özbek’e göstermek üzere… Zira kendisinin siparişi vardı, yılan boyun fotoğrafı istiyordu. Mogan’da çektiği (!) ile karşılaştırmak üzere…
DEVAMINI OKU